TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 221.052
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 5.294
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 51
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 5.093
Köşe Yazısı

Sosyal Yardımlara Sosyolojik Bakış… (Prof. Dr. Mustafa Talas Yazdı )

Sosyal Yardımlara Sosyolojik Bakış… (Prof. Dr. Mustafa Talas Yazdı ) Çok uzun zamandan beri kamuoyunu meşgul eden bir husus üzerine kafa yormak gerektiğini düşünüyorum. O da şudur: Ramazan vesilesiyle insanların..

Sosyal Yardımlara Sosyolojik Bakış… (Prof. Dr. Mustafa Talas Yazdı )

Sosyal Yardımlara Sosyolojik Bakış… (Prof. Dr. Mustafa Talas Yazdı )

Çok uzun zamandan beri kamuoyunu meşgul eden bir husus üzerine kafa yormak gerektiğini düşünüyorum. O da şudur: Ramazan vesilesiyle insanların manevi duygularının yoğunlaşması vesilesiyle yardımların gündeme gelip, bu yardımların dağıtımıyla ilgili çeşitli problemlerin olmasıdır.

İnsanların yoksulluğunun kişilerin makam, mevki ve kişisel ihtirasları adına kullanılması gibi tablolarla karşılaşılmaktadır. Ne acıdır ki yapılan yardımları reklam aracı olarak kullanıp, bir de bunu siyasal mücadele konusunda kullanmak her Ramazan’da karşımıza çıkan bir olgu olarak görmek gibi bir bahtsızlığımız söz konusudur.

Yardımların bu şekilde yoksulları rencide edecek bir biçimde kullanılması her şeyden önce etik kurallar çerçevesinde uygun değildir. Yüce dinimiz İslâm neden “sağ elin verdiğini sol el görmemeli” biçiminde bir felsefeye sahiptir? Neden insanların dince kutsal sayılan duygularının suiistimal edilmesinin şirk düzeyinde men edilmesini benimseyen bir dindir? Neden “el eli yıkar, el de döner yüzü yıkar” diye bir anlayışla yardımların yapılmasını uygun gören bir dindir?

İnsanların dayanışmasını esas alan bir din olan İslâmiyetin kendine özgü bir yaklaşımı ve felsefesi bulunmaktadır. İnsanları bulundukları sosyal tabakadan dolayı rencide etmeyeceksin, hakir görmeyeceksin ki toplumun sağlıklı bir toplum olsun. Belki de dinler arasında sosyal tabaka ayrımını yapmamak konusunda en ileri düzeyde yaklaşım biçimine sahip olan Yüce Dinimiz Din-i İslâmın kurallarını içselleştirmiş hiçbir insan, Beytülmal denilen devlet kasasındaki imkânları yoksullara taksim ederken kesim ayrımına gitmez. Bunun yanı sıra yardımları devlet adına organize ederken, size bakan benim, kimin size baktığını unutmayın, ona göre hareket edin biçiminde insanları tahkir etme yolunu seçmez.

Toplumları ayakta tutan asıl kuvvetin neden ahlâk ve maneviyat olduğu söylenebilir? Çünkü ahlâki yapısı zaafa uğramamış ve manevi yönü güçlü olan hiçbir insanı hiçbir gerekçe ile satın almanın imkânı yoktur. Siz bir insanı para, makam, mal ve mülk vaadleriyle kandırabilirsiniz eğer fikri altyapısı sağlam değilse, değerleri maddiyat temelli yerleşmişse. Aksi durumda insanların değerleri olduğunda, ahlâk ve maneviyatları güçlü olduğunda ideallerinden kolay kolay ayrı bir yere koyamazsınız.

Eğer ideal sahibi bir insan olarak güç, imkân ve fırsat bulmuşsanız, onu insanlığın lehine, gösterişten uzak ve ibadetteki gizlilik gibi sağ elin verdiğini sol elin görmeyeceği biçimde insanların hizmetine sunmalısınız.

Bir taraftan en yüksek mertebeden insanların yoksulların gönlünü almak için yoksul sofrasına oturan bir yönetime sevinirken, başka bir taraftan daha alt kademeden yöneticilerin bu anlayışa ters bir biçimde yoksulları rencide edecek biçimde yardım organizasyonları yaptırması elbette sorgulanması gereken hadiselerdendir.

İlmek ilmek işlediğiniz güzel felsefenizin deprem çöküntüleri gibi yıkılması demek olan bu hususların gözden geçirilmesi ve yardım organizasyonlarının yoksullar arasında rekabet konusu yapılırmış gibi icra edilmesinin engellenmesi doğru olacaktır.

Yoksul iftar sofrasına eşiyle misafir olan ve işçilerle birlikte aynı sofrada iftar açıp onlardan farkı olmadığını gösteren bir Cumhurbaşkanı özlenen bir tabloyu ortaya koymaktadır. Kim nasıl bakarsa baksın, o tablo beni ziyadesiyle duygulandırmış ve Sayın Cumhurbaşkanımıza olan saygım kat kat artmıştır. Dahası başka yöneticilere de feyiz kaynağı ve örnek olsun diye düşünüyorum. Ancak bu kadar güzel olan tabloyu gölgelemeye çalışan veya bilinçsiz bir şekilde bu tabloyu zedeleyen daha alt kadrolardaki insanların özensizliğinin de aynı oranda dikkat çekici olduğunu vurgulamalıyım. Alt kadroların da bir tasavvuf ehli gibi yardım organizasyonlarını dengeli ve sağlıklı bir biçimde yapmasının alt üst ilişkiler sistemimizin doğru işleyişini temin edeceğini söyleyebiliriz.

Özetin özeti şudur: Bir toplumu sağlıklı toplum yapan unsur İslâm ve Türklüğün de dayanak noktası olan ekonomik gelir seviyelerine göre insanların kategorileştirilip tıpkı modern bir kast sistemi gibi altın üste mahkûmiyeti şeklinde bir anlayışın olmamasıdır. Hiçbir insan ekonomik vaziyetine göre yaklaşım görmemelidir. Devletin koruması altında anayasal güvence altında olması gereken insanlar bürokratların insaflarına ve keyiflerine bırakılamayacak kadar önemlidir. Çünkü yeri geldiğinde anadan, yardan ve serden geçmek konusunda en önde olan ve gerektiğinde her şeyini feda etmekten kaçınmayan insanlarımızın keyfi uygulamalar ile onurları ile oynanmaması sadece dinimiz ve milliyetimizin değil insanlığın gereğidir. Bu insanların kıymetinin bilinmemesi toplumun sağlıklı olmasını engellemesi sebebiyle toplumun çözülme yaşamasını temin edecektir.

Prof. Dr. Mustafa TALAS

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

 

YORUMLAR (1)

  1. Tülay Aslan diyorki:

    Hocam harika bir yazı okudum .Yüreğinize sağlık tebrikler.Başarılarınız daim olsun.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL