TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 163.342
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 5.967
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 149
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 6.018
Köşe Yazısı

Nobel Ödüllü Medarı iftiharımız Prof .Dr.Aziz Sancar (2) (Adnan Yılmaz Yazdı….)

Nobel Ödüllü Medarı iftiharımız Prof .Dr.Aziz Sancar -2- Değerli Dostlar! Cumanız Mübarek olsun. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, Mümtaz şahsiyetlerin unutulmamasını sağlamak, onların hatıralarını canlı ve diri tutmak, gelecek nesillere..

Nobel Ödüllü Medarı iftiharımız Prof .Dr.Aziz Sancar (2) (Adnan Yılmaz Yazdı….)

Nobel Ödüllü Medarı iftiharımız Prof .Dr.Aziz Sancar
-2-

Değerli Dostlar!

Cumanız Mübarek olsun.
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki,

Mümtaz şahsiyetlerin unutulmamasını sağlamak, onların hatıralarını canlı ve diri tutmak, gelecek nesillere kim olduklarını, hayat hikayelerini, eserlerini, fikirlerini, verdikleri mücadeleleri anlatmakla mümkün,Rol model olarak almamız gereken güzide şahsiyetler vardır.
İşte biz de bu heyecanla yazmaya gayret ettiğimiz yazılarımızla , kitaplarımızla o büyük Şahsiyetlere vefa borcumuzu yerine getiriyoruz.
En son örneğimiz,
Hayatında çok başarılı hizmetler vermiş, Türk milletinin ,halkın gönlünde taht kurmuş, keşifleri , icadlarıyla ,eserleri ve hizmetleri ile unutulmamış ve toplum tarafından hep minnetle ve şükranla anılan abide şahsiyetler vardır.
Onlardan ilki ABD de yaşayan , içimizden biri, iz bırakan
2015 Nobel Kimya
Ödülünü alan, Aziz milletimizin yüzakı Prof.Dr.Aziz Sancar’dır.
Durmak yok ,yola devam diyen
yapmakta olduğu Bilim çalışmasının 40 yılı aşkın muhteşem Hikayesi;
Halen dur, durak bilmeksizin çok çalışan, alın ve akıl terini aziz milleti için Nobel Ödülünü aldıktan sonra dahi halen haftanın enaz altı günü , günde 12 saatten fazla emek esirgemeyen bir alim;

Türk Dünyasının, gönül Coğrafyamızın , Türk milletinin yüzakı Anadolu insanı, 2015 Nobel Kimya
Ödülünü alan büyüğümüz.Dr.Aziz Sancar ,ödül sonrası ne dedi:

Prof. Dr. Aziz Sancar, 1963 yılında girdiği İstanbul Tıp Fakül tesi ‘nden 1969 yılında mezun oldu. Daha sonra .Dallas’a giderek Dallas Texas Universitesi ‘nde Moleküler Biyoloji dalında doktora yaptı. Yale Univer sitesin’de DNA onarımı dalında doçentlik tezini tamamladı. Sonraki yıllarda DNA onarımı, hücre dizilimi, kanser tedavisi ve biyolojik saat üzerinde çalışmalarını sürdürdü.

415 bilimsel makale ve 33 kitap yayınladı.

Aziz Sancar, Hücrelerin hasar gören DNA’lar ı nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde 2015 Nobel Kimya Odülü’nü kazandı.

Odüle ABD’li Paul Modrich ve lsveçli Tomas Lindahl ile birlikte layık görülen Sancar daha önce de kanser tedavisinde sirkadiyan saat kullanımıyla ödüller aldı.
Aziz Sancar, Nobel Odülü alan ikinci, bilim alanında bu ödülü alan ilk Türk vatandaşıdır.

İsveç Kraliyet Bilim Akademisi tarafından Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Aziz Sancar, yıllarca verdiği emeğin ardından ödüle layık görülmekten büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, “En çok ülkem için sevindim. Türkiye’ye bilim lazım, güç durumdan çıkıp Avrupa düzeyine varılması için bilim gerekli. O yönden katkı sunduğum için de çok sevinçliyim” dedi.

Chapel Hill kasabasındaki Kuzey Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü’nde çalışmalarını sürdüren Sancar, büyük ödül sonrası duygularını, Kuzey Carolina’da kurduğu laboratuvarında Anadolu Ajansı muhabiri Erkan Avcı İle paylaştı.

“ Sabah saat 05:00’te gelen telefona eşinin yanıt verdiğini ifade eden sayın Sancar, telefondaki kişinin Stockholm’den aradıklarını ve çok önemli bir telefon görüşmesi yapmak istediklerini söylediğini, eşinin de kendisini şaşkınlıkla uyandırdığını anlattı.
Sancar, eşi Gwen’in Stockholm’den aradıklarını söylemesini o anda algılayamadığını belirterek, “Uyandım, telefona gittim, bana Nobel Kimya Ödülü’nü aldığımı söylediler. Ben de uykulu biçimde, gerektiği şekilde teşekkür etmeye çalıştım” dedi.
“Kimya ödülünü beklemiyordum”
Ödülü bu yıl beklemediğini aktaran Sancar, daha çok tıp ağırlıklı araştırmalara odaklandığını, dolayısıyla kimya alanında bir ödülü beklemediğini söyledi.

Sancar, “Ancak çalışmalarımın hem tıp yönü hem de kimya yönü var. Tıp ödülünü alacağımı düşünüyordum. Fakat o ödül iki gün önce verildiği için, artık olmaz diye düşünüyordum. Dolayısıyla bu kimya ödülünü beklemiyordum. Biraz sürpriz oldu” diye konuştu.

“En çok memleketim için sevindim”

Sancar, bu yıl olmasa bile bir gün bu ödülü alacağını bildiğini dile getirerek, “Yaptığım katkılardan dolayı bu ödülü alacağımı evet biliyordum” ifadesini kullandı.

Ödülü almaktan büyük onur duyduğunu belirten Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Benim için, yaptığım araştırmalar, verdiğim onca emek için tabii ki büyük memnuniyet verici bir ödül.

Ayrıca ailem için sevindim. Çünkü büyük bir aileyiz. Sekiz öz, iki üvey kardeşim var. Onlar için tabi çok sevindim.

Fakat en çok memleketim için sevindim.

Çünkü Türkiye için bence bilim lazım, Türkiye’nin kalkınması için, bu güç durumdan çıkıp Avrupa düzeyine varması için bilim gerekli.

O yönden katkı sunduğum için çok sevinçliyim.”

Türkiye’den devlet büyüklerinin kendilerini aradığını ve tebrik ettikleri bilgisini veren Sancar,
“Türkiye’den sağolsunlar çok arayan oldu. Başbakan Ahmet Davutoğlu aradı, konuştum çok memnun oldum.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan aradı ancak o anda maalesef iletişim kuramadık.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu aradı” dedi.

Değerleri Dostlar!
Aziz Sancar Hocam;

“Ben Türküm”

Ödülü aldığının duyurulmasından sonra kendisine dünyanın birçok medya kuruluşundan ulaştıklarını ve bundan memnuniyet duyduğunu belirten Sancar, ancak bazı medya organlarının sorularından ve sosyal medyada kendisinin kökenine ilişkin yorumlardan rahatsızlık duyduğunu dile getirdi.

İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin telefon ettiğini aktaran Sancar, “Bana ‘Arap mısınız, kısmen mi Türk’sünüz‘ diye sorarak saygısızlık yaptılar. BBC’ye söyledim, ‘Arapça konuşmuyorum, Kürtçe konuşmuyorum, ben Türküm’ dedim.

Güneydoğulu olunca bundan kaçamıyorsunuz ama kendimi öyle biliyorum, BBC’ye de söyledim size de öyle söylüyorum” diye konuştu.

Sancar, “BBC’nin bana sorduğu ilk soru, ‘Siz Arap mısınız?’ oldu. Ben Türküm, o kadar. Mardin’de doğmuşsam, Cizre’de de doğmuşsam, Kars’ta da doğmuşsam ben Türküm” dedi.

Kendisini ödüle götüren çalışması hakkında da bilgi veren Sancar, şunları kaydetti:

“DNA onarımı insanı kansere karşı korumakta önemli. Çünkü kanser yapan etkenlerin çoğu DNA’yı bozuyor ve o yolla kansere sebep oluyor. Biz, ‘DNA kendini nasıl onarıyor, hücreler kendini nasıl kansere karşı müdafaa ediyor’, bunu aydınlattık. Ayrıca bu DNA onarımının bir de kanser tedavisi için önemi var. Çünkü kanseri tedavi etmek için kullanılan ilaçların çoğu, kanser hücrelerinin DNA’sını tahrip ediyor ve kanser hücreleri onu tamir etmeye çalışıyor. Biz de orada girişim yapıp kanser ilaçlarının daha etkili olmasına çalışıyoruz.”

“İnanmak oldukça güçtü”

Sancar gibi Kuzey Carolina Üniversitesi’nde Biyokimya ve Biyofizik Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapan eşi Gwen Sancar da sabah saatlerinde gelen telefonla büyük sevinç yaşadıklarını söyledi.

Gwen Sancar hanımefendi duygularını şöyle paylaştı:

“Bugün sabah saat 05:00 sularında telefon çaldı. Ben açtım. Aziz ile görüşmek istediklerini söylediler. Ben de şu anda saatin sabah 5 olduğunun farkında olup olmadıklarını sordum. Onlar da çok önemli bir telefon görüşmesi olduğunu ifade ettiler.

Stockholm’den aradıklarını söylediklerinde ben anladım ne olduğunu tabi. Hemen Aziz’i uyandırdım. Telefonda ödülü kabul edip etmediğini, Stockholm’e gelip gelemeyeceklerini sordular.

Görüşme sonrası Aziz ile oturduk ve bir süre birbirimize baktık. Bu gerçek mi diye düşündük, inanmak oldukça güçtü.

İkimiz de çok mutlu olduk.”

Değerli Dostlar!
Hocamız,Kimya
Nobel Ödülünü almasının ardından,
Türk Dünyasının , gönül Çoğrafyamızın konferans davetlerine aşk ve şevkle icabet etti.Şöyleki;

•Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde:

(25 Nisan 2018)
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar’ı kabul etti.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki kabulde, Sancar, Cumhurbaşkanı Akıncı’ya çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Kabulde, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Gürdal Hüdaoğlu, Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel ve YDÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı ve Fen-Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı da yer aldı.
KKTC’deki temasları çerçevesinde Yakın Doğu Üniversitesinde konferans verecek Sancar, 27 Nisan’da da öğrencilerle buluşarak bilgi ve birikimlerini paylaştı.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Başbakan Tufan Erhürman tarafından da kabul edilen Sancar, Yakın Doğu Üniversitesi’ndeki konferansta,

“Siyasetçi değilim, ama KKTC’nin her Türk’ün kalbinde özel bir yeri var. Ben Türküm ve benim şöyle bir düşüncem var. Biz Türkleri kimse insandan saymıyor, ancak bizler insandan saydıracağız”

•Kazakistan’da

16-18 Nisan tarihleri arasında Ahmet Yesevi Üniversitesine bağlı Avrasya Araştırma Enstitüsü tarafından düzenlenen 3. Uluslararası Ekonomi, Finans ve Enerji Kongresine  davetli konuşmacı olarak katılan Nobel Kimya Ödüllü Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, Kazakistan programı çerçevesinde Ahmet Yesevi Üniversitesini ziyaret etti.
18 Nisan Çarşamba günü gerçekleşen ziyaretlerinde Prof. Dr. Aziz Sancar’a Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız  ve Mütevelli Heyet Üyesi Prof. Dr. Muhittin Şimşek de eşlik etti.
Türkistan programına Arslan Baba ve Hoca Ahmet Yesevi Türbelerini ziyaret ederek başlayan Sancar, Türkistan Yerleşkesindeki Kültür Merkezi Tiyatro ve Sinema Salonunda Ahmet Yesevi Üniversitesi öğrenci ve akademisyenleri ile bir araya geldi. Toplantıdan önce Türk Dünyası Kültür ve Tarih Müzesi ile Arkeoloji Müzesini gezen Sancar,  buradakianı defterini imzaladı.

Ahmet Yesevi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Valihan Abdibekov moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantıda; Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof.  Dr. Musa Yıldız, Mütevelli Heyet Üyesi Prof. Dr. Muhittin Şimşek, Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Kutalmış ve Prof. Dr. Aziz Sancar katılımcılara hitap ettiler.

Rektör Prof. Dr. Valihan Abdibekov’un takdimi ile kürsüye gelen Prof. Dr. Aziz Sancar konuşmasında; Türkiye ve Türk dünyasının bilimde kendi akademik ve sanayi gücünü yetiştirme stratejini öncelemesi gerektiğini, küresel güç dengesinde söz ve karar gücüne ulaşmanın bilimsel ve teknolojik üstünlükle mümkün olduğunu, Türk cumhuriyetlerinin bütün dünya Türklüğü için bilimsel ortak hedeflerde yardımlaşmaları gerektiğini açıkladı.

Bilimin insanlığın ortak mirası üzerinde yükseldiğini, insanlığın bilim mirasına Türklerin 500 yıl katkı sağladığını, özellikle Çinli bilim insanlarının 1980’den sonra dünya bilim sahasında yeniden yükselişe geçtiğini vurgulayarak, Türklerin de tarihi başarısını yeniden gösterebileceğini, yeniden aynı başarıyı gerçekleştirme potansiyeline sahip olduğunu bildirdi.

Sancar, Türk-İslam dünyasının kendisini örnek olarak görmesinden memnun olduğunu,  küresel bilim dünyasındaki gelişmelere Türklerin ortak olmalarının ancak bilimsel yardımlaşma faaliyetleri ile mümkün olabileceğinin altını çizdi. Din ve siyasetin bilim dışı alanlar olarak görülmesi gerektiğini hatırlatan Sancar, Türk ve İslam dünyasındaki iç çekişme ve rekabetin bilimi geri plana ittiğini, bilim alanındaki dayanışma ile Türk dünyasının evrensel başarılara ulaşılabileceğini işaret etti.
DNA onarımı üzerindeki 45 yıllık bilimsel faaliyetini ve başarılarını akademisyen ve öğrenciler ile  paylaşan Prof. Dr. Aziz Sancar, sabır ve işbirliği ile sürdürdüğü çalışmalarını ve Nobel’e giden başarı öyküsünü temelinde azim ve kararlılığın çok önemli olduğunu, bilim insanın her seviyede sürekli üstün performans göstermesi gerektiğini ve alan uzmanı kişilerle ortak laboratuar ortamında deneyler yapmaları gerektiğini açıkladı.

Sancar, konuşmasının sonunda kendisinin Türk dünyasında örnek bilim insanı olarak takdir edilmesinden memnuniyet duyduğunu, bu durumun kendisinde bir kibre yol açmadığını, önemli olanın bilim insanı duruşu ile insanlığa ve insanlığın geleceğine katkı sunma başarısı olduğunu sözlerine ekledi.

Konuşması ve sunumu öğrencilerin büyük ilgi çekmesi nedeni ile sık sık ayakta alkışlandı.

Aziz Sancar’ın başarısı ve Ahmet Yesevi Üniversitesi ziyaretleri ile ilgili bir konuşma yapan Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız ise konuşmasında; Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar’ın,  Üniversitemizi ziyaretlerinin tarihi değerde önemli olduğunu, Türk dünyasına ve Ahmet Yesevi Üniversitesi’ne gösterdiği ilgi ve Türk dünyasında bilim zihniyetinin gelişimine katkılarından dolayı kendilerini teşekkür etti.

Bu ziyaretin organizasyonunda görev alan Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesinden Doç. Dr. Elşan Bağırzade ve 9 Eylül Üniversitesinden Prof. Dr. Nevzat Şimşek ile diğer ziyaret kapsamında görev alarak katkı sunanlara da ayrıca teşekkür eden Yıldız; Üniversite akademisyenlerine ve öğrencilere hitap ederek “şanlı Türk tarihinde önemli eserler vermiş, Türk-İslam medeniyetinin bu coğrafyada tohumlarını atmış, İbni Sina, Farabi ve Hoca Yesevi gibi yüzlerce alimin, bilim insanın yetiştiği bu coğrafyada, içinde yaşadığımız çağın büyük bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın medeniyetimizin bilim ve teknoloji ile yeniden gelişmesine örnek olduğunu söyledi.

Medeniyetimizin kurucularının üstün başarılarının ve çağımızda Türk ve İslam dünyasını temsil noktasında, Nobel Ödülü alarak uluslararası başarıya ulaşan bilim insanı Aziz Sancar Hoca’nın gösterdiği başarının Üniversite akademisyenlerine ve öğrencilerine önemli sorumluluklar yüklediğini belirtti.

Prof. Dr. Aziz Sancar’ın; bilim insanları için, geleceğin bilim insanı adayı öğrenciler için rol model olduğunu, ziyaretlerinin Türk dünyasındaki akademik faaliyetlere ve özellikle öğrencilere üstün motivasyon sağladığını bildirdi.

Mütevelli Heyet Üyesi Prof. Dr. Muhittin Şimşek ise konuşmasında; Prof. Dr. Aziz Sancar ile bir arada bulunmaktan duyduğu mutluluğu bildirerek, mütevazı kişiliği ile kendi uzmanlık alanında üstün başarı gösteren Aziz Sancar ile Türk dünyası coğrafyasına ait Üniversite öğrencilerinin buluşmasının “millet ile milletin üstün başarı gösteren büyük değerinin” kucaklaşması olduğunu söyledi.

Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Kutalmış ise katılımcılara hitaben yaptığı konuşmada; bu günün tarihi bir gün olduğunu, Hz. İsa’nın doğumundan 15. asrın sonuna kadar bu toprakların dünyanın en yüksek düzeydeki bilim, sanat, ticaret ve üstün medeniyet merkezi olarak Yesevi’nin, İbni Sina’nın, Farabi’nin, Harezmi’nin, Maturidi, Buhari ve Tirmizi gibi bilim insanlarının yetişmesine ve bu medeniyetin kurucuları olmasına katkı sağladığını belirtti. Kutalmış, ticaret yollarının değişmesi ve ilmin 1500’lü yıllardan sonra bu coğrafyadan uzaklaşması nedeniyle, 1990’lı yıllara kadar bu toprakların yenilikçi gelişmelerden mahrum kaldığını dile getirdi.  Fakat, 27 yıl önce 20 bin nüfusa sahip eski adı ile Yesi, yeni adı ile Türkistan Şehri’nin, 300 bine yakın nüfusa ulaşmasında ve 33 ülkeden gelen binlerce öğrenci ve nitelikli akademik kadro ile Kazakistan’ın üniversite şehrine dönüşmesinde Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin büyük katkısı olduğunu söyledi.
Kutalmış; Türkistan’ın bu yıl eyalet başkenti olması ile  Üniversite’nin Türk dünyasına gelecekte başarılı hizmetler sunacağını vurgulayarak, Prof. Dr. Aziz Sancar’a tebrik ve teşekküllerini iletti.

Kutalmış; Aziz Sancar’ın biyografisini Kazakça olarak sunduktan sonra konuşmasını tamamladı.

Aziz Sancar’a Ahmet Yesevi Üniversitesi tarafından “Fahri Profesörlük” unvanı verilmesi ve Ahmet Yesevi Üniversitesi öğrencilerin folklor gösterileri ile program sona erdi..

•Kırgızistan’ da

-Kırgızistan’dan Aziz Sancar’a fahri profesörlük(21 Nisan 2018)

Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar, Türk dünyasının bütün dünyada tanınması ve sayılması için bilime ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Türk dünyasına, genç çocuklara bilimi sevdirmek için geldim.” dedi.
Kırgızistan’da temaslarda bulunan dünyaca ünlü bilim adamı Sancar, ülkenin köklü eğitim kurumlarından Cusup Balasagun adını taşıyan Milli Üniversitesi (KNU) bünyesinde Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından 9 ay önce kurulan Prof. Dr. Aziz Sancar Kültür Merkezi’ni ziyaret etti.

Öğrencilerin alkışları eşliğinde karşılanan Sancar’a üniversite tarafından fahri profesörlük unvanı takdim edildi.

“Türk dünyasına bilim lazım”
Milli Üniversitesinin Konferans Salonunda öğrenciler, rektörler, dekanlar ve bilim insanlarına hitap eden Sancar, “Türk dünyasının bütün dünyada tanınması ve sayılması için bilim lazım. Türk dünyasına, genç çocuklara bilimi sevdirmek için geldim.” diye konuştu.

Türk dünyasının ilerlemesi ve Avrupa, Amerika, Japonya ve Çin ile yarışmak için bilim yapması gerektiğini vurgulayan Sancar, Türk dünyası gençlerinden beklentilerinin büyük olduğunu söyledi.
Konuşmalarında, genelde Türk bilimi, Türk dünyası, çok çalışmak ve bilim yapmak gibi konuları işlediğini anımsatan Sancar, şunları söyledi:

“Türk dünyası politik bir terimdir. Bunu kabul etmek lazım. Fakat ben Türk dünyasına inanıyorum. İsteyen inansın veya inanmasın. Bunu Avrupa ve Amerika’da da söylüyorum.

Çin Seddinden Adriyatik’e kadar uzanan bir Türk dünyası var.

Dediğim gibi ben politikacı değilim. Oy almak için söylemiyorum. Terfi olmak için söylemiyorum.

Ben 71 yaşındayım. Kaç yıl yaşarım bilmiyorum. Madem bu fırsat var. Ben böyle bir Türk dünyasına inanıyorum. Bunun tüm dünyanın bilmesini istiyorum.”

Sancar, Türk dünyasının edebiyatını ve dilini yaratan Ahmet Yesevi, Cusup Balasagun ve Yunus Emre gibi şair ve düşünürler olmadan Türk dünyasının olmayacağını belirterek, Kırgızistan’ın ünlü edebiyat yazarı Cengiz Aytmatov’un ardından bir bilim adamının yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Türkiye Nobel bilim insanları yetiştiriyor”

Sancar konuşmasında, Amerikalı eşinin başından geçen bir anı’yı paylaştı.
Yaşadığı eyalette her yıl ülkelerin tanıtıldığı uluslararası festivalin düzenlendiğini dile getiren Sancar, şunları kaydetti:

“Geçen yıl Türkiye’yi benim eşim tanıttı. Benim eşim Amerikalıdır ama Türk sevdalısıdır.

İngilizcede “Turkey” ile “Hindi” terimleri aslında aynı anlamı taşıyor. Eşimin yönettiği ve Türkiye’nin tanıtıldığı kabini ziyaret eden Amerikalı çocuklar, Türkiye’de nelerin icat edildiğini ve Türkiye’de hindinin çok olup olmadığını merak eder. Eşim, Türkiye Nobel bilim insanı yetiştirir diye cevap verir. Bu sefer eşim kendilerine bir soru yöneltir. Kimya Nobel ödülünü kim kazandı biliyor musunuz diye sorar. Cevabı alamayınca cevabını Aziz Sancar diye söyler. Ben bunu büyük bilim adamı olduğumu ispat etmek için söylemiyorum.

Demek istediğim şu, dünyada adımızı duyurmak istersek eğer, biz kuvvet olarak tanınmak istersek eğer ve yabancılar tarafından yönetilmek istemiyorsak bilim yapmalıyız.

Dünya bizi bilimle tanısın diye bilimde kuvvetli olmalıyız.”

“Türk dünyasının bütünleşmesi için önemli bir fırsat”

Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Cengiz Kamil Fırat da yaptığı konuşmada, Nobel Kimya Ödülü sahibi Sancar’ın Kırgızistan’a gelişinin, Türk dünyasının bütünleşmesi ve bir arada olması açısından çok önemli bir fırsat olduğunu söyledi.

Sancar’ın başarısını tüm dünyaya kanıtladığını belirten Fırat, Sancar’ın çalışmaya yönelik nasihatlerini meslek hayatı boyunca paylaşacağını sözlerine ekledi.

Milli Üniversite Rektörü Kanat Sadıkov, Sancar ile gurur duyduklarını ifade etti.

Fahri profesörlük unvanını daha önce devlet başkanlarına, ünlü politikacılara ve bilim adamlarına verildiğini anımsatan Sadıkov, Sancar’a fahri profesörlük unvanını kabul ettiği için teşekkür etti.

Sadıkov ayrıca üniversitede kurulan Türk Kültür Merkezi’ne destek olan TİKA’ya da minnettar olduklarını dile getirdi.

•Özbekistan ‘da(25 Ekim 2018)

Özbekistan tüm Türk dünyasının mirasıdır”

Nobel Ödüllü bilim adamı Aziz Sancar, Türk Hava Yolları (THY) ile Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) destekleriyle Özbekistan Milli Üniversitesinin davetlisi olarak geldiği Özbekistan’da, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Nobel Ödüllü bilim adamı Aziz Sancar, Özbekistan’ın, sadece Özbeklerin değil tüm Türk dünyasının mirası olduğunu söyledi.
Türk Hava Yolları (THY) ile Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) destekleriyle Özbekistan Milli Üniversitesinin davetlisi olarak Özbekistan’a gelen 2015 Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Dr. Sancar, ziyaretine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Özbekistan’ın 800-1200 yıllarında dünyada bir numaralı bilim merkezi olduğunu dile getiren Sancar, “Özbekistan, sadece Özbeklerin değil tüm Türk dünyasının mirasıdır. O bakımdan Özbekistan bizim için önemlidir.

İbni Sina, El Biruni, El Harezmi gibi bu topraklarda yetişen alimler sadece Özbekistan’ın değil bizim de bilim insanlarımızdır.” dedi.

Sancar, Özbekistan’a yaptığı ziyaretin nedeni hakkında da şunları kaydetti:

“Bu toprakları ziyaret etmemin bir sebebi de çocukluğumdan beri ata yurdunu ziyaret etmek isterdim. Onun için geldim fakat esas amacım, Özbekistan ile Türkiye arasındaki bilim ortaklığını geliştirmek. Bunun için elimden geleni yapacağım. Buraya temel bilimin ne kadar önemli olduğunu, temel bilime yapılan yatırımın 10 misli geri döneceğini anlatmak için geldim.”
Bazı nedenlerden dolayı Türkiye’nin Özbekistan’dan ve Orta Asya’daki Türk kardeşlerinden bir süre kopuk kaldığını belirten Sancar, artık bu ülkelerin ortak çalışmalar yapma imkanına sahip olduğunu ve ülkeler arasında bilim alanındaki iş birliği ve ortaklığın geliştirilebileceğini vurguladı.

Türkiye ile Orta Asya Türk cumhuriyetleri arasında ortak çalışmalar yapılması gerektiğine dikkati çeken Sancar, “Ortaçağ’daki bilim adamlarına bakıldığında onlar aralarında adeta mekik dokuyorlardı. Günümüzde Türk soydaşlarımızla bilim alanında iş birliği yapmak, hem Türkiye’nin hem de bu topraklardaki kardeşlerimizin hem de tüm Türk dünyasının bilimde yükselmesi için önemli olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Özbekistan’ın kendi vatanı olduğunu dile getiren Sancar,

“Benim için Ankara ne ise Taşkent de odur. Taşkent’e ilk defa geldim. Bunun ayrı bir önemi var, ayrı bir heyecan var. Allah’a şükür kısmet oldu.” diye konuştu.

Artık genç birisi olmadığı ve araştırma yapmaya devam ettiği için seyahat etmeyi sevmediğini söyleyen Sancar, “Bunu hep söylüyorum. Dünyanın birçok ülkesinden davetler geliyor. Türk devletleri haricinde hiçbir yere gitmiyorum. Araştırma yapmak istiyorum. Araştırma yapmanın dışında benim tek borcum Türk devletlerinedir.” dedi.

Özbekistan Başbakan Yardımcısı Aziz Abduhakimov ile yaptığı görüşmede, Özbekistan-Türkiye Rektörler Forumu’nun yapılması meselesinin de gündeme geldiğini hatırlatan Sancar, bu konuda elinden geleni yapmaya hazır olduğunu kaydetti.

Özbekistan’daki temasları kapsamında geçen hafta Başbakan Yardımcısı Aziz Abduhakimov ve Yüksek Eğitim Bakanı İnam Macidov tarafından kabul edilen Sancar, Taşkent, Hive, Buhara ve Semerkant şehirlerinde incelemelerde bulundu. Buhara’da düzenlenen Sosyal Bilimler Kongresi’nde onur konuşmacısı olarak yer alan Sancar’a, Özbekistan Milli Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı takdim edildi.

•Azerbaycan’da

– Nobel Ödüllü Bilim İnsanı Aziz Sancar Azerbaycan’da”Türk dünyasına borcumu ödedim”

Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi’nin davetiyle Bakü’ye gelen Aziz Sancar, Azerbaycanlı üniversite hocaları ve öğrencileriyle buluştu. Prof. Dr. Aziz Sancar, Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülen “Hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini nasıl koruduğunu haritalandıran araştırmaları” hakkında konferansa katıldı ve katılımcıların sorularını yanıtladı. Buluşmadan önce basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Aziz Sancar,

“Azerbaycan’ı Türk vatanı olarak biliyorum ve bütün Türklerin özel bir sevgisi var. Bağlarımız çok ve inşallah Azerbaycan bilimine katkı yapmaya çalışacağım. İmkan olursa burayı ziyaret edip çocukları bilim yapmaya teşvik edeceğim” dedi. Bir kimyacı olarak değil bir Türk bilim adamı olarak davet ettiklerini vurgulayarak ADİÜ Rektörü Adalet Muradov, “Türk bilim adamından öğrenmek istediğimiz çok şey var” diyerek Aziz Sancar’ı kürsüye davet etti.Nobel aldıktan sonra ki anılarından bahseden Prof Dr. Aziz Sancar, “Nobel’i aldıktan sonra bir Türk hanım Üniversitede oğluyla birlikte bizi ziyarete geldi. Hangi konuda çalıştığımı sordu. Üç konu üzerinde çalıştığımı söyledim. ‘Bu kadar mı?’ dedi. Bu fotoğrafın şeklini yaratmak 40 yılımı aldığını söyledim.

İlim yapmak zaman alır, öyle 1-2 günde olmaz” diye konuştu.

Nobel aldığında saat 05.00’da telefon ettiklerini vurgulayan Sancar, “Nobel aldığımda sabah saat 05.00’da telefon ettiler. Eşim telefonu açarak uyuduğumu söyledi. ..Karım beni uyandırdı, uyku sersemliğiyle anlamadım, uykulu bir şekilde daha sonra zar zor anlayarak teşekkür ettim. Ben de kalktım laboratuvara gittim. İlk duyduğumda ne söylediğimi hiç hatırlamıyorum” ifadelerini kullandı.”Nobel alınca Türkiye’den büyük ilgi olacağını tahmin ediyordum”İsveçlilerin bütün bir hafta Nobel Şöleni yaptıklarını belirten Sancar, “Ama bir bilim adamı olarak beni seçmiş insana giderek vereceğim dersle Nobel’i hakkettiğimi kanıtlamam lazımdı.

Nobel alınca Türkiye’den büyük ilgi olacağını tahmin ediyordum. Fakat ilgi tahminimden çok daha fazla oldu. Bütün Türk dünyasından, Azerbaycan’dan çok tebrikler geldi.

Ben sadece Türkiye’yi değil, bütün Türk dünyasını temsil ediyorum. Eğer güzel iş yapmazsan Türk dünyasını mahcup edeceğim, onun korkusu var. O bakımdan çok iyi hazırlandım. Dersin ortasında fark ettim ki ben Türk dünyasına borcumu ödedim”

açıklamasını yaptı.Nobel ödülü kazandıktan sonra yaşadıklarını esprili bir dille anlatan Sancar “Sizi Üniversitelere, okullara gönderiyorlar. Yani bir hafta, Azerbaycan’da söyler mi bilmiyorum ama biz Türkiye’de anamızı ağlattılar deriz. Ondan sonra bize madalyanı verdiler” dedi.
Hissiyatıma en çok dokunan olayı anlatan Sancar, “İsveç’de çok sayıda Türk işçisi vardı. Türk Büyükelçiliğinin verdiği davete gelerek bana küçük bir plak verdiler, hocam çok çalıştınız Nobel aldınız, tebrik ederiz. Ofisimde bulunan tek tabela odur” ifadelerini kullandı.

Sancar genç nesillere tavsiyede bulunarak, “Aman kardeşim politikayla uğraşmayın çok çalışın ilim yapın. İnşallah Azerbaycanlılar da gelir birlikte çalışırız. İnşallah ilerde Azerbaycan’dan da Türkler olacak.Rektör Adalet Muradov Üniversitelerinde başarılı öğrenciye Aziz Sancar ödülü verileceğini, Aziz Sancar adına gıda mühendisliği laboratuvar oluşturulacağını açıkladı.

Daha Prof. Dr. Aziz Sancar’a Fahri doktora unvanı verildi.

Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, 13 Haziran 2017 tarihinde Bakü Yunus Emre Enstitüsünü ziyaret etti.

Sancar, Azerbaycan Parlamentosu Milletvekili Ganire Paşayeva, Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Elşen Bağırzade, Azerbaycanlı akademisyenler ve Bakü Yunus Emre Enstitüsü kursiyerleriyle buluştu.

Edebiyata ilgisi olduğunu anlatan Sancar, Yunus Emre’ye olan sevgisinden bahsetti. Sancar,

“Yunus Emre’ye olan sevgim kelimelerle ifade edilemez.

William Shakespeare İngilizler için ne anlama geliyorsa, Yunus Emre de Türkler için aynı anlama geliyor. Üstelik Yunus Emre daha derin ve daha değerli bir şahsiyet. Çok kitap okudum, çok yazar, çok şair tanıdım ancak Yunus Emre gibisini görmedim.” ifadelerini kullanarak Yunus Emre’nin “Şöyle Garip Bencileyin” şiirinden bir dörtlük okudu.

Dinleyicilerden Nobel Ödülü ile ilgili gelen sorular üzerine “Nobel Ödülü’nü almaya gittiğimde Türkiye bayrağı rozetini ve Osmanlı tuğralı kravatımı takmıştım.

Ben sadece Türkiye’yi değil, bütün Türk dünyasını temsil ediyorum. Ben Türkiye’ye ve Türk dünyasına borcumu ödedim.” dedi.
Bakü Yunus Emre Enstitüsünün hatıra defterini imzalayan Sancar, Türkçe öğrenim gören Azerbaycanlı gençlere emeğin ve çalışmanın çok önemli olduğunu vurguladı.

Öteyandan ;

Merhamet Pınar’ı yardımsever Aziz Sancar Hocamız;
Bu kez,Ermenistan ‘ın Gence’ye yönelik saldırılarında ailesini kaybeden 3 yaşındaki Hatice’ye destek, ABD’de yaşayan Nobel Ödüllü Türk Bilim İnsanı Aziz Sancar’dan geldi. Sancar, Hatice’nin eğitim masraflarını karşılamak için oluşturulan hesaba bağış yaptı.
Ermenistan’ın Azerbaycanlı sivillere yönelik saldırılarında yüze yakın sivil hayatını kaybetti, 400’den fazla kişi yaralandı. Birçok aile yıkıldı.
Gence’ye yönelik saldırılarda annesini, babasını ve kardeşini kaybeden küçük Hatice onlardan sadece biri.
“Azerbaycanlı çocukla Anadolu’daki çocuk arasında bir fark yok”
3 yaşında yetim kalan Hatice’nin dramına Nobel ödüllü Türk Bilim insanı Aziz Sancar kayıtsız kalamadı. “Azerbaycanlı çocuk da bizim çocuğumuzdur” diyen Sancar, Hatice’nin eğitimi için açılan hesaba bağış yaptı, üniversiteye kadar olan eğitimini karşıladı.

TRT Haber’e konuşan Türk bilim insanı Aziz Sancar, “Benim için Azerbaycanlı bir çocukla Anadolu’daki bir çocuk arasında bir fark yok. Her ikisi de çocuktur ve Türk’tür. “Bir millet iki devlet” benim için bunun somut ifadesidir. 2016 yılında Azerbaycan ziyaretimde söylemiştim, ben Azerbaycan ve Kerkük türküleri ile büyüdüm ve benim için Azerbaycan ve onun her ferdi, Türkiye ve onun her ferdi kadar değerlidir” dedi.

Sancar, Hatice’nin ailesine başsağlığı dileyerek, “Bu gönderdiğim para ile Hatice’nin, onu seven ve destekleyecek insanlar olduğunu bilmesini istedim” şeklinde konuştu.

Sancar’dan Azerbaycan’a mesaj
Türkiye’nin gururu bilim insanı, Azerbaycanlılara da mesaj gönderdi:

“Azerbaycanlı kardeşlerim bilsin ki dünyanın neresinde olursak olalım tüm Türklerin kalbinde ve duasındasınız. Allah sizleri korusun ve sayın İlham Aliyev’den razı olsun, bu büyük zaferi Azerbaycan ve tüm Türk Dünyası’na kazandırdığı için” dedi.
Efendim!
Niyet Hayır Akibet Hayır
Olur. İnşaallah
Kalın sağlıcakla.
07.01.2021-Ankara
Adnan Yılmaz

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL