01 Ekim 2020 TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 112.098
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 1.391
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 65
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 1.245
Köşe Yazısı

MALATYA’NIN TAVUKÇU PAZARI – Enver Kalaycıoğlu yazdı

İnsanların alabildiğine kalabalık olduğu yerlerden biri de Malatya’nın Eski Arasa’sıdır. Arasa ile Eski Kasap Pazarının kesiştiği köşede Tavukçu Pazarı vardır. On beş, yirmi metrekarelik alanda varlığını yıllarca sürdürmüştür. Günümüzde ise..

MALATYA’NIN TAVUKÇU PAZARI – Enver Kalaycıoğlu yazdı

İnsanların alabildiğine kalabalık olduğu yerlerden biri de Malatya’nın Eski Arasa’sıdır. Arasa ile Eski Kasap Pazarının kesiştiği köşede Tavukçu Pazarı vardır. On beş, yirmi metrekarelik alanda varlığını yıllarca sürdürmüştür. Günümüzde ise Eski Arasa’nın yerine yapılan Maski Binasının köşesinde ve Küpçüler Sokağının baş tarafında varlığını sürdürmektedir.
Birtakım anılara şahitlik etmiş olan Tavukçu Pazarı içerisinde birtakım bilgileri barındırmakta kalmayıp kuşaktan kuşağa aktarılmasına vesile olmuştur.
Çocukluğumun, ilk gençlik yıllarımın geçtiği Arasa’da evimizin Arasa’nın karşısında olması vesilesiyle birtakım bilgilere çocuk denecek yaşta sahip oldum.
Çocukluğumun geçtiği yıllarda ünlü İtalyan Filimi İyi, kötü ve çirkin filmini izler gibi. Tavukçu Pazarında iyi kötü ve çirkini izledim.
( İyi, Kötü ve Çirkin (İtalyanca: Il buono, il brutto, il cattivo), 1966 yapımı Sergio Leone’nin yönettiği Italyan Spagetti Western filmidir. Başrollerini Clint Eastwood, Lee Van Cleef ve Eli Wallach paylaşmaktadır.)
İyi olanlar neydi sorusuna şu cevabı vermem mümkün olurdu. Kümes hayvanları hakkında güzel bilgiler edindim.
Örneğin o günün en iyi yumurta tavuğu olan legorn ırkını tanıdım. Sütbeyaz renkte pepizleri kırmızı kırmızı yanan bu güzelim tavuklar, horozlar sağlıklı olduklarını ifade edercesine bir kanı bırakıyordu.
Ataks da yumurta yönünden iyi bir ırktı. Playmut çili tavuk cinsi idi. Merakımı gidermek bilgi edinmek için, hükümet binası içerisinde bulunan Tarım İl Müdürlüğüne gitmiş, tavukçulukla ilgili broşürler almış, o broşürleri okul derslerimde kaynak olarak kullanmıştım. Bunları yaptığımda on yaşında bir çocuktum.
Yetiştiğim ortam beni özgüveni yüksek, başladığı işi bitiren, çözüm üreten bir kişilik haline getirmişti. Arasa, Kasap Pazarı, Kanere, Akpınar semtleri hayatın kendisi idi. Tavukçu Pazarı da onların bir parçasıydı.
Tavukçu Pazarının birkaç esnafı vardı. Tavukçu Tahir ve kardeşi Mustafa, Tavukçu Mustafa (Tavukçu Musto) ,Tavukçu Hüseyin, Kölükoğlu Haci,
Tavukçu Tahir, Kanal boyu ile Sivas Caddesi arasındaki sokakta avlulu eski bir evde oturur. Evin avlusunda tavuklarını besler satacağı kadarını Tavukçu Pazarına getirir. Genelde Tavuk, hindi bazen de ördek, ev tavşanı, keklik, güvercin satardı. Ağırbaşlı bir insandı. Zaman zaman şaka yapar ileri düzeye gitmezdi.
Bir Kurban Bayramı Arifesinde vatandaşın biri Tavukçu Tahir ile dalga geçmek için şöyle bir soru sorar. “Tahir Dayı horoz kurban olur mu?”
Olur, yavrum olur.
Ama müftü olmaz dedi, hoca da olmaz dedi.
Bir de tavukçuların en bilgilisi sensin sana sorayım dedim.
Bana sorarsan olur.
Nasıl olur.
Buradan horoz beğeneceksin, parasını ödeyeceksin yan taraf kasap pazarı, bir kasaba rica edeceksin vekâlet vereceksin, sen tekbirler getireceksin, kasap da Bismillah Allahüekber deyip kesecek, sonra kasap pazarının köşede çeşmenin yanında tüylerini yolacaksın, bizlere bırakıp gideceksin.
Unutma kaç pay dağıtacaksan o kadar horoz alacaksın. Bizlerde kesilip yolunan tavukları senin adına fakirlere veririz.
Eğer ben fakirlere dağıtırım dersen onda da bir sıkıntı yok.
Bunları yanımızda yap ki yarın ahirette biz sana şefaat edelim.
Dalga geçmek isteyen adam dalga geçilmiş, arkasına bakmadan sessizce uzaklaşmıştır.
Burada Tahir Dayının esnaflık yeteneğini ince zekâsını görmekteyiz.

Bildiğim kadarıyla üç tane de oğlu vardı. Mehmet, Mustafa, Ahmet… Mehmet en büyüğü idi. Benden üç dört yaş büyüktü. Abi gibi davranmaya çalışırdı. Tavukçu Pazarının yanında ayakkabı boyacılığı da yapar kendi harçlığını çıkarırdı. Bir filozof edasıyla bakardı. Bende zaman zaman bazı şeyleri sorduğumda bilgiç, bilgiç cevaplar alırdım. O günün şartlarında bazıları doğru bazıları bazılarının yanlış olduğunu tespit ettim.
Tavukçu Mehmet’i bu duruşa iten etkilendiği şeyler nelerdir diye merak ettim. Tahir Amca Hindiyi tavukçu pazarından eksik etmezdi.
Mehmet de tavuklara hindilere bakardı. Demek ki hindilerin duruş ve bakışlarından etkilenmiş, hindi gibi bakardı. Öğrendiğime göre vefat etmiş, Allah rahmet eylesin.
Şunu da belirteyim Malatya’da hindiye Culuk derler, hindi gibi bakana da Culuk gibi bakma gulu guluların eksik ifadesini kullanırlar.
Hayat eziklik insanları farklı davranışlara farklı bakışlara itmişti. Tavukçu Mehmet de onlardan biriydi.
Tavukçu Musto, Beydağında Kanal civarlarında oturur. Arasa’nın ünlü eşekli hamalı Mahmut’un babasıdır. Köylülerden aldığı tavukları küçük kârlarla satar tavukçu pazarında fazla uzun süreli kalmayan biridir. Güler yüzlü bir kişiliktir.
Tavukçu Hüseyin(Hüseyin Şener), orta boylu güler yüzlü, bıyıklı, şakacı bir kişidir. Şaka yapar, şaka kaldırır.
Kışla Caddesinde bu günkü İstanbul Pasajının devamında bir evde oturur. Tavukçu Pazarının en sempatik kişisidir. Zaman zaman tavuk, horoz, keklik, güvercin sattığı gibi, zaman zaman da kuzu alır satar. Eğer kendisi kuzu ile ilgileniyorsa, tavuklarının başına bizim emsalimiz olan oğlu İhsanı ve bizden küçük olan Bilal’i bırakmıştır.
İhsan cevval bir çocuktur. Ticareti iyi bilir. İyi bir tavukçudur. Köylüden tavuk, horoz alır. Güvercinden keklikten anlar, alır satar. Zaman zaman ördek, kaz, hindi ev tavşanı da alıp sattığı olur.
İhsan 18 yaşını geçtikten sonra elektrik kurumuna müracaat eder. Malatya da elektrik kurumunun personeli olarak çalışmaya başlar.
Yıl 2000 Hasan Varol Mahallesinde Üçgen Park civarında bir daire almıştım. Elektrik abonesini yaptırmak için Tavukçu İhsanın (İhsan Şener) yanına gittim. Abone işlemlerim tamamlandı. Sıra geldi abone numarası almaya, ihsan ‘a dedim ki benim abone numaramın sonu 44 olacak fanatik Malatyalıyız ya! Kırmadı beni sonu 44 olan bir abone numarası verdi. Aradan uzun yıllar geçmeden bir duydum ki Tavukçu İhsan Kalp krizinden vefat etmiş, Allah rahmet eylesin.
Köylülerin kamyonları şimdiki vergi dairesinin ön tarafında saman pazarına gelir, orada koyun keçileri indirirler yanındaki hayvan pazarında satarlardı. Tavukçularda orada bekler köylülerden tavuk horoz hindi ördek kaz keklik alırlardı.
Yıl 1970 iki tane Denizli Horozu cinsi büyük piliçleri 7,5 liraya köylüden almıştım. Aynı yerde bir de 60 liraya köylüden bir koyun almıştım. Hey gidi günler çocukluk yıllarım…
Tavukçu Pazarının bir renkli siması da Kölükoğlu Haci idi. Kölükoğlu Haci çarşı esnaflarını tek tek gezer iyi iki tane tavuğum var iki horozum var der çarşı esnafına satardı. İyi mallar burada diye tavuk horoz satardı. Belirli müşterileri vardı. Malatya’nın ileri gelen esnaflarına gider. İki tane üç tane iyi horozum ya da etlik tavuğum var onları size kesip vereyim derdi. O insanlarda Kölükoğlu Haci’yi kırmaz alalım deyip alırlardı. Kölükoğlu Haci(Haci Toprak) uygun bir yerde tavukları, horozları keser adrese teslim iş yapardı. Böylelikle geçinirdi.
Kölükoğlu Haci’nin bir anısını oğlu Muharrem Toprak’tan dinledim.
1990 lı yıllar Jandarma Hastane Caddesinde bulunmakta, Jandarma Albayı ve eşi Kölükoğlu Haci’den birkaç tane tavuk piliç ister ki lojmanın arka tarafında beslesin birkaç ay sonra da yumurtaları olsun. Aradan 3 ay geçer piliçlerde böyle bir gelişme olmaz.
Albay ve eşi Kölükoğlu Haci’ye rastlarlar. Haci Efendi bu piliçler ötmeye başladı.
Hani yumurta doğuracaklardı. Neden yumurtlamıyorlar.
Albayım bu piliçlere baldo pirinçten bol biberli pilav yapıp verirseniz doğururlar der.
Aslında horoz piliçleri vermiştir.
Siz askeriyede siyaha beyaz derseniz asker itiraz edebilir mi?
Bu da öyle bir şey der…

Erdoğan Altürk Ağabeyimden dinlediğim Kölükoğlu Haci anısını anlatayım.
1960 lı yılların sonuna doğru Malatya’nın ileri gelen torna tesviye döküm ustalarından Ahmet Ayazgil, Kölükoğlu Haci’den üç tane doğuran tavuk ister. Doğurduğuna şahit olmazsam para da vermem almam da der.
Kölükoğlu Haci çaresiz buna bir çözüm bulması gerekir. Üç tane doğuran tavuk bulup götürecek ama tavukların Ahmet Ayazgil ’in yanında doğurması gerekiyor.
Tavukları ayarlar iş tavukların doğurmasına kalınca aklına bir fikir gelir. Gider üç tane yumurta alır. Ahmet Ayazgil ‘in iş yerine az bir mesafe kala yumurtaları tavukları götürdüğü karton kutuya yerleştirir.
Vakit akşamüzerine doğrudur. Ahmet Ayazgil ‘in iş yerine girer ki ne görsün iş yerinin müsait bir köşesinde Ahmet Ayazgil çilingir sofrasını kurmuş, ahbapları başında ufak ufak demlenmeye başlıyorlar.
Ahmet Beg tavukları getirdim der.
Tavuklar doğuruyorlar mı der.
Hepsi de doğuracak durumdalar kıçlarında yumurta var hemen doğurmak üzereler der.
Biraz sonra tavukların altından yumurtalar çıkar. Bu kadar seri bir şekilde yumurta doğmaz Kölükoğlu sen bizi kandırdın derler bağırır çağırır nağme yaparlar. Kölükoğlu Haci de altta kalır mı? Küfür eder onların amaçları da Kölükoğlu Haci’ye küfür ettirmek.
Kölükoğlu Haci’nin götürdüğü tavuklar henüz yumurtaya başlamamış tavuklardır.
Tavukçu Pazarından öğrendiğim bir şey de tavuğun yumurta doğurup doğurmadığını bilmek, eğer tavuğun çatı kısmı üç parmak genişliğinde ve alt kısmı yumuşak ise tavuk yumurtluyor demektir. Tavuklar bu kurallara uymadığı için doğurmadığı belli olur.
Kölükoğlu Haci sert kayaya çarpmıştır. Yine de parasını verip gönderirler.
Tavukçu Pazarının insanlarının sosyal güvenceleri yoktu. Günlük kazanıp günlük harcayan insanlardı. Onlardan biri de Kölükoğlu Haci idi. Son zamanlarının sıkıntılı geçtiğini öğrendim. 1941 doğumlu olan Kölükoğlu Haci 2007 yılında vefat etmiş Allah rahmet eylesin.
Eski Tavukçu Pazarından sadece Kölükoğlu Haci’nin çocuklar Muharrem Toprak ve kardeşi Ramazan Toprak Maski binasının altında baba mesleklerini sürdürmektedirler.
Tavukçu Pazarının bir sembol ismi de Gazozcu Memet( Mehmet Aksüt)
Mehmet’in gazoz sattığı bir arabası vardı. Araba dört tekerlekli yerden 75 cm yükseklikte etrafı ağaçlarla çevrili kenarlarında gazoz şişelerinin konması için bir alan bulunmakta, orta kısmında ise galvanizli sacdan yapılmış 60cmx80cm ebadında 45cm derinliğinde geniş bir hazinesi olan içerisine yüz iki yüz şişe gazoz koyulacak kadar bir alan bulunmaktaydı. Dış kısmı da mavi boya ile boyanmıştı.
Mehmet sabahleyin erken saatlerde gider gazoz ve buzunu alırdı. Buz kalıplarını kırar arabasına bir sıra gazoz bir sıra buz şeklinde dizerdi. Buz kalıplarının soğuttuğu gazozlar buzdolabından çıkmış gibi soğuk olurdu.
İlk zamanlar Kışla caddesinde üretilen şifa gazozunu satıyordu.
Şifa Gazozu buz gibi her derde şifa, daha sonra Postanenin karşısında üretilen Demir gazozunu satmaya başladı. Gazozlar demir gibi buz gibi demir gazozu, daha sonra Belediye (Çarşı) Hamamının karşısında üretilen Esen Gazozunu satıyordu. Buz Kalıplarını da Esen Gazozu imalathanesinden alıyordu. Bir keresinde beraber gitmiştik.
Mehmet bunları yaparken 11-12 -13 yaşlarında idi. Abisi Ömer Aksüt bizlerden altı yaş daha büyük akıllı entelektüel düşünen okuyan aynı zamanda gazoz satan bir ağabeyimizdi. Birde Mehmet’in küçük kardeşi Hadi Aksüt vardı. O da gazoz satardı. Babaları Tavukçu Pazarının diğer kısmında Akçadağ otelinin altındaki Şerif Ulutaş’ın pide fırınında kasaya müşteriye bakan İbrahim Aksüt amcamızdı.
Her gün aile boyu Tavukçu Pazarının iki yanında olurlardı. Bir yanda İbrahim Amca diğer yanda gazoz satan çocukları.
Ömer Ağabey belirli bir tahsil yaptı devlet dairesinden emekli oldu.
Hadi Aksüt Sağlık Müdürlüğünde şefti. Medikal işleriyle de ilgileniyordu. Sosyal aktivitelere uğraşıyordu. Radyoculuk tiyatroculuk, iyi bir tiyatro sanatçısıydı. Malatya’nın Emeksiz Caddesinde kendisine ait olan bir radyoya konuk etmiş, bana şiirlerimi okutmuştu. Koah hastalığı nedeniyle İzmir Urla’ya gitmiş yerleşmişti. Koah hastalığına yenik düştü 2011 de 54 yaşında vefat etti. Allah rahmet eylesin.
Mehmet Aksüt öğretmen okulu oradan üniversite, Uludağ ve Ankara üniversitelerinde üniversitelerde akademik ve uzmanlık eğitimini tamamladı. Afyon Kocatepe Üniversitesinde öğretim üyesi oldu. Daha sonra üniversiteden ayrıldı. Akademik çalışmalarına devam etti. Çeşitli üniversitelerde alanı ile ilgili projelere katıldı. İzmir de, Uşak da kendine ofis açtı. Pedagog Uzman Doktor Aksüt Hoca, olarak Ege yöresine hizmet vermektedir.
İlo sözleşmesi gereği, sokak çocuklarıyla ilgili proje kapsamında Ankara’ya davet edildi. Sokak çocukları Projesinde uzman olarak görev yaptı.
Tavukçu Pazarının bulunduğu köşede ayıcılar ayı oynatırlardı. Dört yolun kesiştiği bir alanda bulunan tavukçu pazarının yanı ayıcıların da ilgi alanı olmuştu.
Akşamüzerine doğru veya günün monoton saatinde ayıcılar hemen o köşeye gelirler. Ayılarını oynatmaya başlarlar, ayıcı genelde iki kişidir. Kendisi ve oğlu veya kardeşi biri def çalar türkü söyler ayıyı oynatır. Diğeri ise kafasındaki şapkayı çıkarır para toplar.
Ayıcı başlar söylemeye
Kuru fasulye yedi buçuk lira vur patlasın çal oynasın
Hadi gülüm yandan, yandan bir korkmayız ondan bundan
Türkü oyun biter
Ayının gösterileri başlar.

Ayıcı ayıya der ki koca karılar nasıl yatar.
Ayı yaşlı kadın gibi uzanır yatar
Ayıcı der ki genç kızlar nasıl yatar
Ayı nazlı nazlı mahcup mahcup uzanır
Ayıcı der ki dulavratlar nasıl yatar
Ayı kıvrana kıvana yatar
Ayıcı der ki kocaoğlan nasıl yatar
Ayı herif gibi uzanır yatar
Gösteri bitmiştir. Ayıcı şapkasını çıkarmış, paraları toplamaya başlamıştır.
Çevrede seyreden kişiler günün stresinden uzaklaşmışlardır.

Tavukçu Pazarında çok enteresan olaylarla karşılaştım. Kimine sevinirken, kimine üzüldüm. Kimine de ağladım.
Bir müddet sonra bunlara alıştım. Normal davranışlar gibi karşıladım.
Sevgi ile tavuklara, horozlara güvercinlere, kekliklere, ev tavşanlarına yaklaşan onlara yemlerini veren adeta onlarla konuşan sevgi dolu insanları gördüm.
Güvercini evden kaçmış, başka biri farklı bir yerde yakalamış, getirmiş, tavukçu pazarında satmış, adam da tavukçu pazarından güvercini para vererek almış, sen nasıl evden kaçarsın diyerek orada güvercinin kafasını eliyle çekerek koparan cani ruhlu insanları gördüm.
Onun dışında uzak bir mesafeden güvercinleri öç atmış, (öç atmak iddiaya girmek) bir şekilde kaybetmiş güvercini iki elinin arasına alarak sıkan kanatlarını kıran canileri gördüm.
Malatya’da İstanbul Horozu olarak geçerdi. Aslında Hint Horozlarını dövüştüren, horozların birbirlerinin kafasını vücudunu yaralamasından zevk alan iddiaya giren insanları gördüm. İki horoz dövüşünde gözleri kör olan horozları da gördüm.
Tavukçu Pazarında; İyi Kötü ve Çirkin filmini her zaman izliyordum.
İyi olan insanların yaşları küçük de olsa özgüvenleri, ekmek paralarını kazanmaları, hayvan sevgisi ile dolu olan insanların hayvanlara merhametli yaklaşımları, oldukça vicdanlı merhametli olmaları harika davranışlardı. Fakir ama onurlu merhametli sofrası yerde insanları tanıdım.
Kötü olan ise egolarına hakim olamayıp psikopat ruhlu, cani davranışlarla mutlu olan insanları da tanıdım.
Çirkin olan ise güzel insanların yanına kötü insanların yakışmaması…

Saygılarımla
Enver KALAYCIOĞLU

YORUMLAR (3)

  1. Mehmet Aksüt diyorki:

    Çok güzel ve anlamlı bir paylaşım 🙏
    Memleketimi anlatan bir yazıda yer almak benim için büyük bir sevinç kaynağıdır. Enver Kalaycıoğlu ve Malatyaflashhaber ailesine teşekkür ediyorum saygı ve selamlarımı sunuyorum 🙏
    Pedagog Dr Mehmet Aksüt
    Karşıyaka-Izmir

  2. Ömer Macit diyorki:

    Enver Hocam. Bütün yazılarını zevkle okurum. Ancak Arasa’nın çevresini anlatan yazılarının tadı farklı oluyor.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL