Köşe Yazısı

Malatya, Artık Malatyalıya Çok Uzak…( Prof. Dr. Mustafa Talas  Yazdı )

Malatya’da en zor şeyin Malatyalı yönetici olarak çalışmak olduğunu defalarca ve çeşitli yollarla ifade etmiştik. Belki, düzeltmeye katkısı olur diye yapmış olduğumuz bu duyurularımızın düzeltmeye katkısını görmek şöyle dursun, iyice..

Malatya, Artık Malatyalıya Çok Uzak…( Prof. Dr. Mustafa Talas  Yazdı )

Malatya’da en zor şeyin Malatyalı yönetici olarak çalışmak olduğunu defalarca ve çeşitli yollarla ifade etmiştik. Belki, düzeltmeye katkısı olur diye yapmış olduğumuz bu duyurularımızın düzeltmeye katkısını görmek şöyle dursun, iyice durumu içinden çıkılmaz hale sürüklediği gerçeğini üzülerek seyretmekteyiz.

Bu sonuçta baskın olarak etkili olan faktör ya da faktörler nedir bilemiyorum. Ancak kesin olan bir şey varsa, o da Malatya’da Malatyalı olmak artık yük olmaya başlamış görünüyor.

On beş yılı aşkın süredir Malatya’dan ayrılmış bir akademisyen olarak bu gözlemleri içinde yaşarken bu kadar net hissedemediğimizi ancak dışarıda olup, çeşitli vesilelerle oraya gittiğimizde yapabildiğimizi söyleyebilirim. Bir anlamda, oradan çok zorlanarak ayrılmış ama dışarıda yaşamaya alıştıktan sonra Malatya’ya dönüş fikrinin de bir o kadar zor bir karar olduğunu yaşayarak öğrenenler arasında kendime yer bulmuş durumdayım.

Çok çeşitli hayat alanlarının tamamına yakınında hüsranı Malatyalının Malatyalıya yaptığı itmelerin yarattığını söylemek bir yanılgı olmayacaktır. Hangi alanda bir yıldız doğma imkanı yakalasak, bir müddet sonra o yıldızın söndürüldüğüne acı bir şekilde tanık oluyoruz.

Bu söndürülen yıldızların gerekçesi ne olabilir?

Düşünerek çıkarmaya çalışıyorum ve iyice düşündükten sonra nedenini kararlaştırıyorum: “Tapınak şövalyesi gibi kendine bir bölgeyi dere, kendini de derebeyi olarak seçmiş olan kişi ya da kişilerin, bu yıldızları kendilerine rakip olarak görmeleri”.

Bundan başka bir neden akla gelmiyor. Kim olursa olsun, yeni bir aktör kontrol dışında olmamalıdır düşüncesiyle bu anlayış geliştirilmektedir. Oysa, başarılı olan yerlerde kimse yeniden ve yenilikten korkmaz. Neden? Çünkü o güçlü yapılı insanlar şunun bilincindedir: “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Ama memleket ebediyen payidar kalacaktır.”

Payidar kalması nasıl mümkün olacaktır? Ancak ve ancak her fani yetkili ve yeteneklinin yerine yenilerini yaratması ile bu söz konusu olacaktır. Bu yeni yetenek ve beceri timsali insan kaynağının nereden, hangi aileden, kimin oğlu ve kimin kızı olduğunun bir önemi yoktur.

Yeni nesil tayin edici kudret sahiplerinin kimin oğlu ya da kızı olduğu, hangi meşrep ya da mezhepten olduğu, nereli olduğu, sağcı ya da solcu olup olmadığı gelişme seviyesi iyi olan yerlerde pek önemli değildir. Ancak ve ancak gelişmemiş, geri kalmış ve küçük çaplı yerlerde az olsun benim olsun düşüncesinin egemen olduğu yerlerde bu kıstaslar tayin edici bir neden olur.

Malatya’nın, neden sanayide o kadar uğraşılmasına rağmen, kabuğunu kırıp da kendine yeter vaziyete gelememesinin sebebi de bu mantığın ilde egemen olmasından kaynaklıdır. Sanayi tesisleri kuracak insanların hala yer bulmakta zorlandıkları ve yeterince yerel destek alamadıkları gerçeği sanayimizin kamburu olarak durmaktadır. Malatya’yı ısrarla küçük tutup sahibi ben olacağım diyen insanların aşağıya doğru çekmesi sebebiyle hala sanayisi devlet desteği olmadan yaşayamayan ve bağımsızlığını ilan etmiş bir özel sektör hüviyetine kavuşturamayan nedenlerin temelinde bu vardır. Biraz TSO olarak öne çıkan kazanımlar yaratmaya çalışan bir Yıldız Başkan hemen hedef tahtasına kondu. Tarihinde ilk defa TOBB’un merkez organında söz sahibi olmuş bir TSO Başkanı daha fazla yıldızlaşmasın diye çeşitli görünmez engellerle karşılaştı. Neden ve ne için, bunu kimler yapıyor? Üstelik aynı iteleme hareketleri ile bazı belediye başkanları da aynı mantıkla karşılaştı. İlçelerini uçuracak belediye başkanları itelenmeye çalışılıyor. Hatta iteleniyor.

Bazı kurumların il müdürlüklerinde çığır açabilecek çalışma anlayışlarına sahip insanları hemen Malatya’dan jet hızıyla uzaklaştıran birtakım nedenler var. Bu nedenlerin kaynağında kimler var? Neden bunun yerine atıl vaziyette ve çalışması rutinin dışına çıkamayan ortalamanın altındaki müdürlere bu tarife uygulanmıyor?

Yükseltilmeye ihtiyaç duyan herkesin ilk adım yeri neden Malatya olmak zorunda? Aynı vilayetlere Malatyalı müdür göndermeyi hiç düşündüler mi şehrimizin derebeyleri? Öyle yakındaki vilayetleri kastetmiyorum. Artık iç içe girdiğimiz çevre illerden gelme müdürler, başkanlara bunu demiyorum. Hoş, aynı illerde bile bir Malatyalı olarak il müdürü olmanız şurada dursun, sıkıysa gidiip sıradan bir çalışan olun ve görün bakalım. O da ayrı bir boyuttur. Malatya’nın derebeyleri sıkıysa bir Karadeniz’e doğru açılsın. Buradan yükseltilecek birini Karadeniz’in Trabzon gibi büyükşehirlerine değil, sıradan illerine sahilden görevde yükseltme yaptırsınlar ve il müdürü yaptırsınlar. Bakalım ne oluyor?

Spor kulüplerinin çıkışını durdurup küme düşmelerinin alt yapısını, başlangıcını oluşturan “hatırı sayılır kişiler” taa Trabzon’dan, Sivas’tan gelip Yeni Malatyaspor’un transferine karar veriyor, Antalya’dan gelip karar veriyor. İsterseniz derebeyleri olarak küme düşmemiş bu Anadolu takımlarının transferlerine şimdi müdahale edin ve hatırı sayılır kişilerinizden Malatya’ya futbolcu desteği isteyin. Transfer yasağının etkisini kırdırın. Bakalım ne ile karşılaşıyorunuz?

Hava ambulansı göz göre göre iptal ettiriliyor ve ne ilginçtir ki her iptal ettirilen değer gibi karşımıza Elazığ merkezli olarak ortaya çıkıyor. Daha önce Ziraat Bankası ve Meteoroloji Bölge Müdürlüklerinde olduğu gibi. İsterseniz Elazığ merkezli bir müdürlüğü ve idare merkezini Malatya’ya aldırın derebeyleri. Bakalım ne oluyor? Ya da Nemrut’un Malatya ile bağını kesecek ve Malatya toprağına yapılacak bir barajın engellenmesini ya da yolun akıbetini bir sorun derebeyleri. Bakalım ne oluyor? Sadece Hüsrev Kutlu’ya bile cevap veremeyeceğiniz kesin.

Yetişmesi Malatya’da olmuş, gelişmesi dışarıda olmuş bir Malatyalı akademisyen olarak memleketime borcum var. Bu borcumu ödemek için oraya döneyim desem, acaba destek görebilir miyim? Birtakım organizasyonları Malatya merkezli yaptığımda bile “bunun bir hesabı var”, “siyasete girecek mi acaba” gibi söylemlerle çok sık karşılaşan biri olarak bunun da cevabının kocaman bir “hayır” olacağından eminim. Hatta geçmiş dönemde Malatya’dan istemeden ayrılmış herkese Malatyalı olsun ya da olmasın geri dön çağrısı yapan bir komşumun üniversite idareciliğinde bile pas geçilmiş olduğum da bir realitedir.

Acaba bütün bunlar neden başımıza geliyor diye düşündüğümde, cevabı Malatya’nın kısa tarihi geçmişinde buluyorum. 1960’lı yıllardaki Malatya Türkiye’nin kaçıncı büyükşehri idi, şimdi kaçıncı büyükşehri sorusunu kendi kendime soruduğumda, bunun cevabı nettir: Adıyaman’ın ayrılmış haliyle bile, bugünkü pek çok önemli büyükşehirden daha büyük olan Malatya, bugün tam 27.sıradadır. Bu geri kalmışlığın bir numaralı nedeni insan kaynağı kaybıdır.

Şehirden giden nüfus ile, şehre gelen nüfus arasındaki seviye gelişmişlik seviyesinin aşağılara sürüklenmesinin ana nedeni olmaktadır. Giden parası ile, sermayesi ile, olgunluk seviyesi ile nerede, gelen nerede? Buna iyi bakmak gerekir.

Çok az sayıda kalmış yetişmiş insan potansiyelini de ayak oyunlarına kurban verirsek, şehir nüfus olarak büyürken, kafa olarak küçülmeye devam edecektir. Lütfen bir geniş persfektif belirleyip Malatya’ya hamleler yaptıracak zihniyet devrimi gerçekleştirelim. Büyük insan kaynağımızı Malatya’da tutacak yöntemler geliştirelim. Lokomıotif özellikli insanlarımıza çığır açan projelerle gidelim. Onlardan güçlü destek alacak öneriler sunalım. Aksi halde bu kadar güzel doğal güzellikli ve insan özellikli bir şehir olarak kabuk kırmak için uğraşmaya devam edeceğiz. Ya da kabuğumuzu kıramayacağımız düşüncesiyle çabalamayı bırakıp hem göç veren hem de göç alamayan şehir haline dönüşeceğiz. Her birey ayrı bir değerdir düşüncesiyle insanımızı kazanmaya bakalım. Kaybetmeyelim.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

error: Content is protected !!
%d blogcu bunu beğendi:

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL