TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 338.873
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 26.398
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 213
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 27.160
Köşe Yazısı

İbn-i Haldun, Mesaj Ve Dualarımızdaki Gizemler

İbn-i Haldun; modern tarih yazıcılığı, sosyolojinin ve iktisadın öncülerinden. 14. yy. İslam düşünürü, devlet adamı ve tarihçidir. 27 Mayıs 1332’ Tunus’ta doğmuş ve 19 Mart 1405’te Kahire’de vefat etmiştir. Bilinen..

İbn-i Haldun, Mesaj Ve Dualarımızdaki Gizemler

İbn-i Haldun; modern tarih yazıcılığı, sosyolojinin ve iktisadın öncülerinden. 14. yy. İslam düşünürü, devlet adamı ve tarihçidir. 27 Mayıs 1332’ Tunus’ta doğmuş ve 19 Mart 1405’te Kahire’de vefat etmiştir. Bilinen 7 eserinden en ünlüsü 1374’te tamamladığı Mukaddime’dir. İbn-i Haldun’un hikmetli sözlerinden bazıları;

 İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur.

Her akıl, gücünün yetmediği ve idrak edemediği şeyleri inkâr eder.

  • İlim bir kuyu, tartışma ise onun kovası gibidir.
  • Kalpleri müteferrik (ayrı) olanların akılları birleştirilemez.
  • İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür.
  • Akletmek Müslümanlar tarafından terk edildi ve bu yüzden zelil bir hale düştüler.
  • Merhamet, masum olduğu için her kalbe misafir olmaz.
  • Kıtlık zamanlarında insanları açlık değil, alışmış oldukları tokluk öldürür.
  • Adaletsizlik medeniyeti mahveder.
  • Mağluplar galipleri taklit ederler.
  • Gayri memnunlar medeniyet kuramazlar.
  • Peygamberler bile, başkalarını yenmek için, kendileri gibi düşünen yol arkadaşları bulmak zorundadır.
  • Devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler.
  • Zulüm, umranın harap oluşunun habercisidir.
  • Şehirlerin de bir ruhu vardır. Bir şehirde yaşayan insanlar zamanla yaşadığı şehrin ruhuyla karakteristik açıdan özdeşleşirler.
  • Bil ki mantık ilminde esas, ispat etmektir. Öğretmenler, bilim sahibi olma yolunda öğrencilerine kitaplarını ezberletirler. Ancak bilimsel tartışmalarla ve münazaralarla, konuları ve sorunları zihinde yerleştirebileceklerini unuturlar.
  • Aklın birçok mertebeleri var. Önce dış dünyanın idraki: Taakkul. Taakkul demek tasavvur demektir, buna akl-ı temyizi de derler. İnsan bu meleke ile faydalıyı za­rarlıdan ayırır.
  • İbn-i Haldun, kent yaşamının insan psikolojisi ve davranışları üzerindeki etkisini şöyle açıklar: Kentliler, kendilerini rahatlık ve kaygısızlığın döşeğine salıvermişler, mutluluk ve bolluğa gömülmüşler, mallarını ve kendilerini koruma işini, yönetenlerine, valilerine, yargıçlarına ve sürekli koruma görevlilerine bırakmışlardır. Çevrelerini kuşatan kale duvarlarının, önlerinde dönüp dolaşan bekçilerin ve nöbetçilerin sağladığı güvenceyle uykuya dalmışlardır. Hiçbir kaygı, uyarı heyecanlandırmaz onları. Ellerinden kaçabilecek avları da yoktur. Alabildiğine iyimserlerdir ve kendilerini güvenlik içinde bulurlar.
  • Coğrafya kaderdir.”

 Anadolu coğrafyası da Türk Milletinin kaderidir. Türkler’ in Anadolu’ya gelişini Milattan Önce 3000-2000 yıllarına kadar çıkaran tezler vardır. Anadolu’ya Türkler ‘in belirgin gelişi 4. yüzyılın sonlarına doğru Batı Hunları (Avrupa Hunları) tarafından gerçekleştirildi. Hunlar bir taraftan Balkanlar üzerinden Trakya’ya doğru yürürken, diğer taraftan Batı Hun’larını doğu bölümü de Kafkas dağlarını aşıp, Anadolu’ya girdiği, Kursık ve Basık isimli iki komutan idaresindeki Hun atlıları  Erzurum üzerinden Malatya‘ya ulaştıkları, Çukurova’ya indileri, Urfa ve Antakya’yı kuşattıkları kayıtlarda yer almaktadır.

Türklerin Anadolu’ya gelişleri ve bu coğrafyada tutunmaları hep zor olmuştur. Hristiyan dünyası Türkleri ve Müslümanları bu coğrafyadan atmak için 8 haçlı seferi düzenlemişlerdir. Takriben 1050’lerden sonra Hıristiyanlarca kutsal sayılan Hz. İsa’nın doğum yeri Kudüs ve çevresi, dolaysıyla Anadolu Müslümanları bu bölgelerde bulunuyordu. Avrupa’da yaşayan Hristiyanlar bu kutsal yerleri Müslümanlardan geri almak için giriştikleri savaşlara Haçlı Seferleri denir.  Bu savaşlara katılan Hristiyanlara da Haçlı denmiştir.

Dijital ortamda teferruatlı yer alan 1096-1270 tarihleri arsındaki Haçlı seferleri; Birinci Haçlı Seferi (1096-1099), İkinci Haçlı Seferi (1147-1149), Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192), Hristiyan’ın Hristiyan’a acımasızlığını gösteren Dördüncü Haçlı Seferi (1204), Beşinci Haçlı Seferi (1217-1221), Altıncı Haçlı Seferi (1228-1229), Yedinci Haçlı Seferi (1248-1254), Sekizinci Haçlı Seferi (1268-1270), bu savaşlar burada bitmemiş; genellikle dış tahrikli Celali isyanları, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanı, Şeyh Said isyanı, 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 15 Temmuz 2016 ihtilalleri, Asala, PKK ve türevleri örgütler, en son ki intikam orman yangınlarımız, Konya’daki iki aile husumetinin doğurduğu cinayeti dahi birilerinin fitne içerikli bölücü yorumların hepsi Müslümanı, Türk’ü Anadolu’dan atma gayretleri ve çırpınışları olarak değerlendirilebilir.

Yazımızın başlığına gelirsek; nitekim Anadolu kaderimizde hep bu sıkıntıları yaşayınca dua ve mesajlarımıza, türkülerimize, aşık deyişlerimize de bu içerikte şekilleniyor. Bayram mesajımda “Yüce Rabbimden; Anadolu coğrafyası üzerinde, kıyamete kadar milli ve manevi bütünlük içinde yaşamayı, Ahilik Kültüründe bir gençliğe sahip olmayı, Bayrağımızın dalgalanmasını, Ezanımızın okunmasını, Devletimizin baki kalmasını niyaz eder, huzurlu bir Kurban Bayramı geçirmenizi dilerim.” Diyorum. Cuma vesilesiyle; “Geçmiş olsun Türkiye’m, Ülkemizin dört bir yanında aynı sürelerde başlayan yangınlarda hainlik ve suikast şüphesi çok yüksek. Rabbimiz Türkiye’mize şerlik yapanları Kahhar isminle terbiye eyle. Hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara şifa diliyoruz.”  Diğer genel mesajlardaki dua ve beddualarda bu içeriklere haizdir.

Bugün Türkiye’nin hayati derecede ihtiyacı olduğuna inandığım Ahilik Kültürünü yaşama ve iş hayatına böyle bir çırak, kalfa, usta gençliği, müteşebbisi yetiştirme ihtiyacı, Ahilik Duasında kendini buluyor;

Ya Rabbi, cümlemizi darlıktan, bereketsizlikten, aldanmaktan ve aldatmaktan, hak yemekten, kul hakkına tecavüz etmekten muhafaza eyle! Bizleri açlık, yokluk, kıtlık, kuraklık, arazi ve semâvî musibetlerden koru! Kanaat etmeyi, gönlü zengin, gözü tok olabilmeyi, hayırda yarışmayı, veren el olmayı nasip eyle! Rızkımız gökte ise yere indir, yer altındaysa yeryüzüne çıkar, uzakta ise yakınlaştır, zorsa kolaylaştır. Rızkımızı temiz ve helâl eyle Allah’ım!

Ey Allah’ım, esnafımızı alırken satanı gözeten, satarken alanı gözeten, eksik ölçüp, yanlış tartmayan, doğru ve güvenilir kimselerden eyle! İsraftan, cimrilikten, azgınlıktan, korkaklıktan, acizlikten, tembellikten, ahlaksızlıktan, haddi aşmaktan sana sığınırız Ya Rabbi! Bizleri nefsine uyarak kötülük işleyenlerden eyleme, kesata uğratma! Ey kâinata yön veren Yüce Rabbimiz, Milletimizi ve vatanımızı her türlü afet ve musibetten koru. Devletimize ve milletimize birlik, dirlik ve düzen bahşeyle! Hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara eda nasip eyle Ya Rabbi!”

Dua ve niyazlara âmin diyor, Yüce Rabbimden kaderimiz olan bu Anadolu coğrafyasındaki Devletim ve Milletim için esenlikler diliyorum.

(*) Müteşebbis Gelişim Vakfı (MESVAK) Başkanı

Nurettin KONAKLI (*)

nkonakli44@gmail.com

 

 

YORUMLAR (1)

  1. Rıfat ÇAKIR diyorki:

    Asaletli şahsiyeti, adaletli gönlü, üretken bürokratlığı ve eşsiz Devlet terbiyesiyle herkesin yüreğinde yeri olan Nurettin KONAKLI Hocamın Malatya Flaş Haberdeki tüm yazılarını takdir ve hayranlıkla okuyoruz. Gazete emektarlarınıza ve tüm Malatyalılara gönüller dolusu teşekkürlerimizle Ankara dolusu selamlar gönderiyoruz.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL