TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 261.198
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 22.161
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 60
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 5.463
Köşe Yazısı

EKMEĞİN VE EMEĞİN GÜCÜ … ( Prof. Dr. Mustafa TALAS  Yazdı )

İnsanların belirli faaliyetleri gerçekleştirmek için ortaya koydukları çabalarına emek diyoruz. Bu çabalar hayatını idame ettirmek için olunca emeğin hedef noktasında ekmek oluyor. Çok fazla felsefe oyununa kalkışmadan kestirmeden maksadını söylemeyi..

EKMEĞİN VE EMEĞİN GÜCÜ … ( Prof. Dr. Mustafa TALAS  Yazdı )

İnsanların belirli faaliyetleri gerçekleştirmek için ortaya koydukları çabalarına emek diyoruz. Bu çabalar hayatını idame ettirmek için olunca emeğin hedef noktasında ekmek oluyor.

Çok fazla felsefe oyununa kalkışmadan kestirmeden maksadını söylemeyi severim ve maksadını bu şekilde söyleyenleri de severim. Ben de bu sevdiğim karaktere göre davranmaya özen göstereceğim.

İnsanların tamamına yakınının ilk çağdan beri hatta insanlık tarihinin başlangıcından beri temel amacı öncelikle beslenme ihtiyacını karşılamaktır. Bütün sosyal ihtiyaçlar temelde bulunan bu açlığını giderme motivinin üzerine tesis edilmiştir ve bundan sonra da bu şekilde tesis edilecektir.

Kısacası karnını doyuramayan ya da doyurmakta zorluk yaşayan insana beylik laflarla sosyal anlamdaki kendini gerçekleştirme hedeflerinden bahsederseniz, havanda su dövmüş olursunuz.  Elbette suyun havanda dövülmesi olgusu beyhude bir çaba olacaktır.

O insan için akut olan sorun açlığıdır ve öncelikle onun giderilmesi gerekmektedir ki aklı başına gelsin. Bunu Ünlü Bilim İnsanı Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisi olarak izah etmiştir.

Ortada duran bu bilimsel gerçeklere rağmen, biz insanların bu sorunlarıyla hemhal olmak varken, akut sorunlarını gidermek varken, onlara anlamsız hatırlatmalar, nasihatler, ekmek bulamıyorsan pasta ye alternatifleri sunmaktayız. Üstelik bir ülkede sol hareketler vatandaşın yoksulluk ve yoksunluğuna bigane kalırsa, bu durum da çok acı oluyor. Sol felsefenin temelinde ekmek ve emek vardır. Bu ekmek ve emek alaycı yaklaşımlarla insanlara boş gelecek laflarla geçiştiriliyorsa, vatandaşın da ekmek ve emeğin kıymetini bilen ve kendinin sıkıntılı haline çare olana yönelmesi kaçınılmaz oluyor ve başka alternatiflere de vatandaşın karnı tok oluyor.

Bundan sonra sizin oy vermede eşit davranılmaması gerektiğini vurgulamanız, kendiniz gibi düşünmeyeni geri zekalı gibi görmeniz sizin geviş getirmeniz anlamına gelecektir. Yani çenenizi boş yere oynatmanızın toplumda hiç bir şeyi değiştirmeye yetmeyeceğini göreceksiniz.

Hal böyleyken bazı yöneticilerin hakimiyeti altındaki insanların ekmekleri ve emekleri ile oynamaları da onların gelecekte bugün geviş getiren zihniyetlerin yerini alacaklarının göstergesi olmaktadır. Önemli bazı yapısal sorunları, makro planlı bakış açısıyla problemlerin çözümünü oluşturmak yerine, bazı politik portrelerin kişisel olarak yol geçecek yerlerden arazi parselleme derdinde olması, ilinde bulunan müdürlüklerin tayiniyle uğraşırken liyakat sahibi bürokratların rahatsız edilmesi, kentlerinde bulunan bazı menfaat şebekelerinin lehlerine diyaloglara girmesi, heva ve heveslerini tatmin yollarını sıradan vatandaşların işlettikleri kamu denetimine tabi kafelere, havuzbaşı lokantalara dikmesi ve oraları kendileirinin ya da kontrol ettiklerinin arpalıkları haline dönüştürmeye çalışması gibi eylemler ile kendilerini gösterir olduklarını söyleyebiliriz.

Yukarıda bahsi yapılan eylemler her politik zihniyetteki insanın tanıklık edebileceği tanıdık görüntü örnekleridir. Özellikle gücü elinde bulunduranların sıklıkla müracaat ettikleri yöntemler olarak dikkat çeken hususlar olmaktadır.

Oysa insanların emekleri ve ekmekleri ile oynamanın en büyük kul haklarından biri olduğunu daha güçlü olan birilerinin bu alt güç mensubu insanlara hatırlatması gerekmektedir. İktidarlarda içten çökertilmenin genelde geniş halk kitlelerinin emek ve ekmekleriyle oynanması sonucunda gerçekleşen bir olgu olduğu tarihsel örnekleriyle ortadadır.

Kamu otoritesini kullanan insanlar açısından hiç bir vatandaş diğerinden ayrıcalıklı bir yere sahip olmamalıdır. İhaleler, mülklendirmeler, tahsisatlar eğer liyakat ve adalet kuralları çerçevesinde ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde hak gözeterek yapılırsa, kazanan önce kamu sonra da o anda kamu gücünü elinde bulunduran olacaktır. Aksi durumda mağdur olan insan artacağından çok uzun olamayan bir süreçte önce vatandaş çaresiz kalacak daha sonra da kamu gücünü elinde bulunduran zor duruma düşecektir.

Toplumumuzda sıklıkla vurgulanan bir siyasal kültür anlayışı vardır. O da şudur: “Ben ekmek partisindeyim. En büyük parti ekmek partisidir.”

Gerçekten de emeğin ve ekmeğin gücü parti gücünün üstündedir. Emeğin gücünü arkasına alamayan hiç bir siyasal örgütlenme iktidar ve muktedir olamaz. Bu sebeple insanların emeğini sömürmeden, ekmeğine mani olmadan yönetme sanatını gösteren idarecilerden olmak gerekmektedir. Bu herkesin öncelikli amacı olmalıdır.

Çünkü kendi dinimizin Peygamberi Haz Muhammed  (S.A.V.) bile emeğin ve ekmeğin gücünü çeşitli veciz sözlerle ifade etmiştir. Bunlardan belki de en önemli olanı “işçinin alın teri soğumadan emeğinin karşılığını veriniz” ifadesidir.

Hem emeğin kıymetini bilelim, hem de ekmeğin. Bu bağlamda ekmeği ekmekçiye vermeyi de görevde liyakat konusunda ortaya koyalım ki memleketimiz kalkınabilsin.

Saygılarımla

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL