TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 306.563
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 59.187
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 273
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 52.104
Köşe Yazısı

Andımız Eğitimde Felsefemizdir ( Prof. Dr. Mustafa Talas Yazdı )

Hayat felsefesiz yaşanmaz. Ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan belirli hedeflere oturtulmuş olan toplumsal yapılardaki insanları ancak ve ancak belirli hedeflere ve ideallere sahip kılarsanız yetiştirebilirsiniz. Eğitim hayatı da felsefesiz doğru..

Andımız Eğitimde Felsefemizdir ( Prof. Dr. Mustafa Talas Yazdı )

Hayat felsefesiz yaşanmaz. Ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan belirli hedeflere oturtulmuş olan toplumsal yapılardaki insanları ancak ve ancak belirli hedeflere ve ideallere sahip kılarsanız yetiştirebilirsiniz.

Eğitim hayatı da felsefesiz doğru icra edilebilecek hayat alanlarından değildir. Siz geleceğinizi emanet edeceğiniz nesillerinize doğruluğu, dürüstlüğü, yardımseverliği, büyüklerini saymayı ve küçüklerini sevmeyi öğretmezseniz, ne öğretirseniz öğretin boşa kürek sallamış olursunuz. Dahası memleketini, vatanını, devletini, milli kahramanlarını tanımayı ve tanıtmayı başaramazsanız, geleceğe emin adımlarla ilerleyebilmeniz imkânı olmayacaktır.

Bu düşünceler ışığında “andımız” özelinde yapılan ve yaptırılan tartışmaların aslında ne kadar anlamsız ve gereksiz olduğunu söylemek durumundayız. Neden anlamsız ve gereksiz? Çünkü bireysel bilince anayasal vatandaşlık kavramını yerleştiren ve bütünleştirici işlevi olan bir yemin metninden rahatsızlık duyulmasıdır yanlış olan ve gereksiz olan.

Küçük yaşlardayken düşünce dünyamızın şekillendiği dönemlerde “doğru ve dürüst bir vatandaşın nasıl olunacağını” bize anlatan bu metnin ömrümüzce hep faydasını gördük. Zararlarını hiç hatırlamamaktayız. Bu metindeki anlamdan rahatsız olanların bireysel bilinçlerinde kendilerine yaratmış oldukları düşmanlarını anımsatan bir duygu olmalıdır.

Bu durumda akla gelen can alıcı bir soru bulunmaktadır. O da şudur: “Bir insan ülkesine, ülkesinin ülkü ve ilkelerine nasıl ve neden düşman olabilir?”

İlâve olarak şu soruyu da yöneltmek isteriz: “Hangi gerekçelerle bir insan kendi milletine düşmanlıktan diş bileyenlerle ortak kanaatte olabilir?”

Başka bir soru da şu olabilir: “Çocuk yaşlarında milli bilinç oluşturulmasını tehlikeli gören bir anlayışın mümessilleri neyi amaçlamaktadır?”

Son bir soru da şu olur: “Kim veya kimler adına milletin değerlerinin bilinç oluşturma çağında zihinlere yerleştirilmesi doğru olarak görülmemektedir.”

Benzer soruların arttırılması mümkündür. Cevapları da benzer adreslere giden bir tarzdadır. Yani Türklük gurur ve şurundan kimler rahatsız olabilir? Atatürk’ten kimler rahatsız olabilir? Genelde ne adına hareket edilirse edilsin, aynı hedefe yönelmiş insanlar rahatsız olmaktadırlar.

Sağlıklı bir toplum, nesillerine kimlik krizine girmemiş bilinçler yerleştirmeyi başarmış toplumlardır. Sorun bu andın her gün okunup benimsenip benimsenmemesinde değildir. Sorun bu metnin içeriğinden duyulan rahatsızlıktadır. Her kim rahatsız ise, bu rahatsızlığıyla milli birlik ve bütünlüğü tesis etme konusunda sıkıntıları olan bir zihniyete sahip olduğunu ortaya koymuş olur.

Siz eğitiminizi kendi ülkenizdeki insanlarınızı gelecekteki beklentilerinize uygun bir anlayışta vatandaş yapamazsanız, Sam Amca’nın “Bizim Çocuklar” diye nitelendirdiği “ülkenizin insanları arasında değerleri olmayan bombacı, uçak kullanan, kolluk kuvvetliği yapan aldatılmış ya da aleyhinize yetiştirilmiş nesiller” tesis etmesini engelleyemezsiniz.

Eğer dünyadaki milletleşmiş toplumları dikkatli bir şekilde inceleyebilirsek, o toplumların asla kendi ideallerinden başkasına meyletme ihtimalleri olmadığını görebilirsiniz.

Girişte söylediğimiz hayatta felsefeniz yoksa, geleceğinizin tesis edilememesi vurgusuna  bir daha dönelim: Sizin toplum olarak iddialı olmanız bir felsefeniz olmasına bağlıdır. Büyük devlet olma iddianız varsa, bu iddiayı kendi hedef ve ideallerinize göre tesis edilmiş bir eğitim sistemi olmadan başaramazsınız. Mücadele ancak bireysel bilinci yönlendiren ideallerle başarılı olabilir.

Sonuç olarak andımız meselesi boşu boşuna sürekli gündeme getirilen bir mesele olmamıştır. Burada Türkiye’nin büyük devlet olma iddiasını ortadan kaldırmak isteyen bütün harici ve dahili muarızlarımızın parmağı olması kuvvetle muhtemeldir. Bu konu ne Akdeniz, ne Karadeniz, ne Libya, ne Karabağ ne de Büyük Türk Dünyası’ndan bağımsız bir meseledir. Zaman kendi idealinin zorlu yollarını başkalarının çizdiği engelsiz yollara tercih etme zamanı.

Unutmayalım. Biz ne kadar kendimizden emin olursak o kadar başkalarının  beklentisi hayal olarak kalmaya devam eder. Kendi idealimizi ne kadar sağlam bir biçimde sahiplenirsek, o kadar kendi projelerimizin olabilirliği artar.

Saygılarımla

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL